ömer akgül
kişisel blogArşiv Aralık, 2006
10.000$ bulunca ne yapılır?
“kul hakkı” değerini işleyecek eğitimciler için yaşanmış bir olay.
öğrencinin dedesi: ahmet karahan
okul müdürü: mustafa gözübüyükoğlu
hayır sahibi: ahmet ziylan
öğrenci: ömer akgül
gizli kahraman: osman akgül
BÜYÜK KONUŞMANIN FAYDALARI
kartal anadolu imam hatip lisesi
yataknane no; 31
öğrenciler kendi aralarında konuşuyor, kim nerde ne para bulmuş, kimi sahibine teslim etmiş, kimi ise nasıl harcamış… herkes ballandıra ballandıra anlatıyor. ömer akgül ise parayı sahibine verenleri anlayamıyor, bulsa nasıl harcayacağını anlatıyor.
…ertesi hafta…
ATARİ SALONLARININ FAYDALARI:
ahmet ziylan bir hayır kurumuna bağısta bulunur. bağışın 10.000$’ı vakfın memuru tarafından yolda düşürülüp kaybolur. osman akgül anadolu lisesi sınavlarına hazırlanıyorum diye dershane yerine atari salonlarına kaçtığı için artık ağabeyi ömer akgül tarafından dershaneye kadar götürülmektedir. osman balipaşa caddesinde kaldırım kenarında bir tomar para görür. yerden alır heyecanla abisine para buldum der. ömer ise komşularının yastık altına atıp unuttukları taşınırken buldukları, zaman aşımından dolayı tedavülden kalkmış oynamaları için kendilerine verilmiş seri 10TL banknotlarla kardeşinin kendisini kandırdığını düşünürek ilk başta oralı olmaz. ömer abi gerçekten buldum der osman. döviz bulundurmak yasakken dedesi karaköyün ayaklı ve bir numaralı dövizcisi de olsa ömer bulunan paraların evde oyuncağa dönmüş paralardan farklı olduğunu üzerindeki yazıların türkçe olmamasından anlar. derhal eve koşmaya başlarlar. hem sevinç hem korku. paranın büyüklüğünü evdekilerin hadi ordan dedenizden aldınız bizi kandırıyorsunuz demelerinden de anlamazlar. ne zaman kaç para ettiğini öğrenince korkuları büyür. belki hastaneye belki başka bir yere yetişmesi gereken bir paraydı derler. paranın sahibi aranmaya kalkılsa herkes sahiplenicektir. korku büyür. en sonunda paranın bulunduğu köşedeki bakkala para kaybettik bulan olursa bize haber verirmisiniz denir. bakkal herkesin para kaybettiğini söyler oralarda. kimler kaybetmişki… den parayı düşüren memura ve bağışı yapan hayırsevere ulaşılır. buluşma dövizci dede ahmet karahan’ın evinde gerçekleşir.
hayırsever ahmet ziylan, dövizci dede ahmet karahan, dövizci dedenin döviz serbest kaldıktan sonra döviz bürosu açan oğlu hilal dövizin sahibi bekir karahan, ömer akgül, osman akgül, çocukların annesi ile haremlik odasında hatice akgül. ahmet ziylan anne babayı kutsal değerlere içselleştirmiş hayatı ilahi rızanın akışına teslim etmiş evlatlar yetiştirdikleri için beklenmedik bir teşekkür yapar. para kaybolunca acaba benim rızkıma haram karıştı da allah onu hayır kurumuna nasip etmedi diyerek paranın düştüğü gün çıkarıp 10.000$ tekrar bağışladığı için parası geri gelince parama haram karışmadığını rabbim sizinle bana bildirdi diye teşekkür eder, gelen paranın hiç bir kuruşuna dokunmaz şükrünü eda eder. 1000 dolarını ömer akgüle, 2000 dolarını öğrencinin okuluna hediye edip geri kalan kısmını ise hüdai vakfına tekrar bağışlar.
20 hafız torunu olan ahmet karahan’ın ruhuna fatiha…
dedemin hatırasına
neden dedeme ömür biçen doktorlar ölürken dedem yaşıyor. dedemin hayata bağlılığı ibretlik bir hadise. hayatını bir hadisle anlamlandırdı. o anlam üzerine hayatını tekrar inşa etti. bu motivasyon ona ömür verdi. allah hayırlı ve uzun ömür versin.
Bir hadis okudu, 100 bin ağaç dikti
Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde yaşayan 79 yaşındaki Osman Akgül, kendi imkanlarıyla 19 yılda 100 bin ağaç dikti. Geçmişte yılda bazen 2 bin bazen 4 bin fidan diken Osman dedenin, son yıllarda diktiği fidan sayısı yılda ortalama 900.
1980 yılında İstanbul’a yerleşen ve üst üste geçirdiği 4 ameliyat sonrasında memleketi Sivas’a dönen Osman Akgül, bir gün Hz. Peygamber’in “Kıyametin kopacağını bilseniz de ağaç dikin” hadisini okuyunca Yıldızeli ilçesine yerleşerek ömrünü kıraç dağlara ağaç dikmeye adamış. İlçede bulunan dağlara 1984 yılından beri kendi imkanlarıyla 100 bin ağaç diken Akgül, ağaçların sulanması için artezyen kuyusu ve sulama kanalları da yaptırmış. Kıraç dağlara çam, kavak ağaçlarının yanı sıra vişne, elma ve armut gibi çeşitli meyve ağaçları da diken Akgül’ün hedefi bu rakamı 120 bine ulaştırmak.
Ağaç dikmenin çok önemli olduğunu söyleyen Osman Akgül, amacının kıraç toprakların yeşillendirilmesi olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu: “Ben, Peygamber Efendimiz’in hadisinden yola çıkarak, 1984 yılında ağaç dikmeye başladım. 19 yılda 100 bin ağaç diktim. Kuruyan ağaçları söküp, yerlerine yenisini dikiyorum. Bunun için kimseden yardım almadım. Tamamen kendi çabamla ve kendi bütçemle ağaç dikiyorum. Amacım kıraç arazileri yeşillendirebilmek. Bu hareketle Sivas’ta değişik ağaçların yetişebileceğini göstermek.’’
En çok çam ağacını sevdiğini; ancak bunun yanında kavak, söğüt, vişne, armut ve elma gibi meyve ağaçları da diktiğini belirten Akgül, “Umarım benim yaptığım tüm insanlara bir örnek olur.” temennisinde bulunuyor.
Mehmet Kuru – Muzaffer Tan / Sivas
20.10.2002
Adı Osman Akgül. Sivas’ın Yıldızeli İlçesi’nde yaşıyor.
Tam 75 yaşında. Osman dede, tek başına TEMA Vakfı gibi çalışmış. Müthiş bir çevreci. 18 yılda tam 100 bin ağaç dikmiş. ‘‘Allah ömür versin, daha ne ağaçlar dikerim” diyor…
Toplumsal Fair Play Ödülleri:
Davranış Dalı:
Büyük Ödül:
1-
2-
3- Osman Akgül (Sivas’ın Yıldızeli İlçesi’nde yaşayan 75 yaşındaki Osman Akgül 18 yılda 100 bin ağaç dikti)
http://www.kimseduymasin.com/haber.php?haber_id=707
